28 Şubat 2012 Salı

Gülünce her şey geçer,
Bütün acılar diner,
Bütün üzüntüler unutulur,
Bütün yaralar iyileşir,
Bütün gidenler gelir,
.
.
.
Her şey gülünce geçer.

18 Şubat 2012 Cumartesi

Sonu nereye varır?

          Bu yol nereye gider?
          Yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir.

          Peki içinde bulunduğum durum nereye varır?
          Durum da bi durma biçimidir adı üstünde.

          O zaman şunu sorarım, benim bu halim ne olacak?
          İşte olay bu.
          Ne yol bi yere gider ne de durum bi yere varır ama benim sonu pek iyi olmaz orası açık.

Ya tanrı yoksa?? (2)


              Korkunca sığınacak bir yer aramak sanırım hepimizin doğal hareketi olmuş, akşam vakti evde ailecek otururken bir anda elektrikler gittiğinde herkes bir anda korkuya kapılır, bir anda göremez oluruz saniyeler önce gördüklerimizi ve korku belirir o anda. Aslında her şey olduğu yerde duruyordur ama göremiyo olmamız korkutur bizi çünkü biz bilmediğimiz şeylerden korkarız aslında. Peki ya bu kelimeyi hiç duymadan büyüseydik? Korkusuz olabilseydik eğer neler değişebilirdi hayatımızda?


              Geçmişimize ama baya bi geçmişimize göz attığımızda insanların hangi maddelere ya da hangi durumlara ne dediklerini görünce korkunun neler yapabildiğini çok net görüyoruz. Yunanlar bu işte bir numara sanırım, ya da en çok duyulan örnek diyebiliriz çünkü en çok onlar sinema sahnesine taşındılar, daha sosyetikler yani. Haritayı açıp bulundukları yere bakınca güzel memleketleri olduğu çok net, denizle iç içeler ve yağmurları bol, suları bol gök gürültüsü de bol doğal olarak, yıldırımlar şimşekler vs. Şimdi bi düşünelim karanlıkta yürüyosunuz arkadan biri sessizce gelip avazının çıktığı kadar bağırsa ne olur? Yıldızlarda parmak iziniz kalır tabiki ama bi bakarsınız arkadaşınız size eşek şakası yapmış güler geçersiniz(girişmek de bi seçenek tabi) Peki yunanlar durduk yere gökyüzünden gelen sese ışığa nasıl gülecek??? Ona gülünmez işte o cısss, adı da yıldırım tanrısı ZEUS ;) çarpar filan, gülmemek lazım yani. Deniz demişken, adamlar gemi yapmışlar o kadar çıkıp güneşlenmiyorlar ama balık tutup yiyolar gel görki bi yıldırım bi gök gürültüsü deniz birden karışıyo  ama bu zeusun işi değil olsa olsa çakal kardeşinin işidir deyip ona da isim takmış bu yunanlar, adı da POSEİDON olsun demiş bi adam öyle kalmış. Bu adam kimlere ne isimler takmış hatta biraz sapık ruhlu bile olabilir diye düşünmüyo değilim açıkçası.Neyse ciddiyete geri dönelim, işin özü korktukları ne varsa ona tanrı demiş bu Yunan gençler, sonra birerde eş vermişler bunlara oooh, yüksek yüksek tepelere de ev kurmuşlar bunlar için, kimse ulaşamasın da çakma oldukları anlaşılmasın diye böylece kafası çalışan birileri çıkıpta yıldırımın tanımını, nedenini anlatınca Zeus olmuş deyus. Şimdi başka yerlerimizle gülüyoruz, "lan adamlar yıldırıma tapıyolarmış ne malmış bunlar." diye. :) 


              Konu nereye gitti yahu, korku diyoduk, Zeus'a bok atar olduk. Ya kimse korkmasaydı?? O zaman Zeusu kimse sallamaz mıydı? Hatta Zeus diye bi isim bile olmayabilir miydi? Bi korku koca devletin tüm sanatını ve politikasını hatta kim bilir nelerini etkileyebilmiş zamanında, öyle görünüyo burdan bakınca. Peki biz kimden korkuyoruz? Bizi ne yönetiyo???